Selahattin Demirtaş 12 Ekim Pazartesi günü basın mensuplarına yaptığı açıklamada “Benim insanlara silahlanın, ayaklanın şeklinde çağrı yaptığımı söylüyorlar. Bu imaya gelecek bir çağrımın olduğunu ortaya koysunlar, ben şu akşama kadar HDP Eş Genel Başkanlığı’ndan ve milletvekilliğinden istifa edeceğim.” dedi. Ancak Demirtaş’ın 6-8 Ekim olaylarındaki sözleri iddiasının aksini gösteriyor. 7 Ekim’de “Görev bilinciyle Türkiye’nin de geleceğini kurtaracak kritik hamleyi yaptık ve halkımızı Kobani’yle dayanışmak üzere acil göreve, eyleme çağırdık.” sözleriyle aslında halkı sokağa çıkmaya yönelik bir çağrıda bulunmuştu. 14 Ekim’de Evrensel gazetesine verdiği röportajda ise yine aynı çağrıyı tekrarlayarak “Halkın öfkesinin alanlarda, meydanlarda, gece gündüz evinde, sokakta, arabasında elindeki bütün imkânlarla bir protestoya dönüşmesinin çağrısını yaptık, o çağrının da halen arkasındayız.” demişti. Demirtaş'ın ve Yüksekdağ'ın başkanlığını yaptığı 6 Ekim’deki parti meclisinin ardından yapılan yazılı açıklama, "Halklarımıza Acil Eylem Çağrısı" başlığı ile yayınlanmış ve "Kobani'de yaşanan katliam girişimine karşı 7'den 70'e bütün halklarımızı sokağa, alan tutmaya ve harekete geçmeye çağırıyoruz!" ifadelerine yer verilmişti. 21 Temmuz’da Suruç saldırısı sonrasındaysa hükümeti suçlayarak “Halkımız kendi güvenlik tedbirlerini geliştirsin.” ifadesinde bulunmuştu.
Doğru Haber Görseli
